İş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, arabuluculuğun en yoğun uygulandığı alanların başında gelir. İşçi ve işveren arasındaki alacak ve tazminat talepleri ile işe iade istemleri, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını gerektiren "dava şartı arabuluculuk" kapsamındadır. Bu, arabulucuya başvurmadan doğrudan açılan davanın usulden reddedilmesi anlamına gelir.
Hangi Uyuşmazlıklar Bu Kapsama Girer?
- Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talepleri
- Ödenmeyen ücret, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacakları
- Yıllık izin ücreti alacağı
- İkramiye, prim ve yol–yemek yardımı gibi ek ödeme talepleri
- İşe iade talepleri ve buna bağlı boşta geçen süre ücreti
- Kötü niyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırılık tazminatı
- İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi–manevi tazminat talepleri
Süreç Nasıl İşliyor?
Başvuru, karşı tarafın yerleşim yeri veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Büro, sicilden bir arabulucu görevlendirir. Arabulucu taraflara ulaşarak ilk oturumun gününü belirler; görüşmeler yüz yüze ya da tarafların kabulüyle çevrim içi yürütülebilir.
İş uyuşmazlıklarında arabuluculuk süreci, kanunda öngörülen kısa süreler içinde sonuçlandırılır. Bu yönüyle, aylarca hatta yıllarca sürebilen bir yargılamaya kıyasla son derece hızlı bir çözüm sunar.
Anlaşma Sağlanırsa Ne Olur?
Taraflar anlaşırsa düzenlenen anlaşma belgesi, üzerine icra edilebilirlik şerhi konularak mahkeme ilamı hükmünde bir belgeye dönüşür. Yani anlaşılan tutar ödenmezse doğrudan icra takibi başlatılabilir. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak, dava açabilmek için gerekli olan dava şartının yerine getirildiğini gösterir.
Neden Arabuluculuk?
İşçi açısından alacağına çok daha kısa sürede kavuşma; işveren açısından ise öngörülebilir bir maliyetle uyuşmazlığı kapatma ve yargılama giderlerinden kurtulma imkânı doğar. Görüşmeler gizlidir; burada yapılan beyanlar ileride açılacak bir davada delil olarak kullanılamaz. Bu da tarafların rahatça çözüm araması için güvenli bir zemin oluşturur.